• Vazgeç
    Filtrele
Filtrele

MÜZELİK ve KOLEKSİYONLUK ESERLER MÜZAYEDESİ | 31

Sayın koleksiyoner ve sanatseverler eserlere pey vermek ve "Online Canlı Müzayede"ye katılmak için web sitemiz üzerinden üye olunuz. İlgilendiğiniz eserler ile ilgili olarak +90 538 833 1391 no'lu telefondan randevu oluşturabilir, The RITZ-CARLTON Residence'daki adresimizde eserleri yakından inceleyebilir ve uzmanlardan bilgi alabilirsiniz.

Müzayedemizde uygulanan komisyon oranı %15, KDV oranı ise %20'dir. Ödeme süresi müzayede bitiminden sonra 7 (yedi) iş günüdür, ödemelerde o günkü "TC Merkez Bankası" döviz kuru esas alınır. Açık arttırma sonrası "SATIŞ İPTALİ, CAYMA HAKKI, veya ALIMDAN VAZGEÇME" söz konusu değildir, cezai şart olarak %30 aracılık hizmeti uygulanır.

Müzayedelerimizde beğeniye sunulan tüm eserler konusunun en değerli uzman ve otoriteleri tarafından ekspertiz edilmekte, ayrıca Türk ve İslam Eserleri Müzesi, Ayasofya Müzesi, Türbeler Müzesi, Vakıflar ve Askeri Müze uzmanları tarafından incelenerek onaylanmaktadır.

Lot: 1 » Tablo

YAKUP CEM (1949)

İmzalı. Deri üzeri karışık teknik.

Eserin üst bölümünde tuğra formunda “Bismillahirrahmanirrahim”, merkezinde ise istifli hat ile “Rızkı veren Allah”tır yazılı.

Sanatçının nadir ele geçen yüksek kıymete sahip koleksiyonluk eserlerindendir.

Provenans: Özel Koleksiyon

Ölçüler: 60 x 40 cm.

1949 yılında İran’ın Tebriz şehrinde doğdu. Resme olan büyük tutkusu Hacı İslamiyan`ın yanında pekişti. İngiltere’de Oxford, Paris’te Osmanlı’nın Kuruluşunun 700. Yılı etkinlikleri kapsamında, Los Angeles Fullerton’da (California State Art University) ve New York’da sergiler açtı. Hayatta olup da eserleri müzayedelerde satışa sunulan ender sanatçılardan olan Yakup Cem, bir süre Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi`nde öğretim üyeliği de yapmıştır. Sanatçı, son yıllarda çalışmalarını Amerika’da sürdürmektedir.

Detaylar
Lot: 2 » Tablo

YAKUP CEM (1949)

“Sultan II.Abdülhamid Han”

İmzalı. Tuval üzeri yağlıboya.
Sanatçının nadir ele geçen yüksek kıymete sahip koleksiyonluk eserlerindendir.

Provenans: Özel Koleksiyon

Ölçüler: 36 x 31 cm.

1949 yılında İran’ın Tebriz şehrinde doğdu. Resme olan büyük tutkusu Hacı İslamiyan`ın yanında pekişti. İngiltere’de Oxford, Paris’te Osmanlı’nın Kuruluşunun 700. Yılı etkinlikleri kapsamında, Los Angeles Fullerton’da (California State Art University) ve New York’da sergiler açtı. Hayatta olup da eserleri müzayedelerde satışa sunulan ender sanatçılardan olan Yakup Cem, bir süre Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi`nde öğretim üyeliği de yapmıştır. Sanatçı, son yıllarda çalışmalarını Amerika’da sürdürmektedir.

Detaylar
Lot: 3 » Tablo

YAKUP CEM (1949)

"Kanûnî Sultan Süleyman Han”

İmzalı. Tuval üzeri yağlıboya.

Sanatçı, Sultan Süleyman Han’ı sorgucunda “Yakut” ve “Zümrüt” taşlar, kemer tokasında ise “Firuze” kullanarak tasvir etmiştir.

Sanatçının nadir ele geçen yüksek kıymete sahip koleksiyonluk eserlerindendir.

Provenans: Özel Koleksiyon

Ölçüler: 36 x 30 cm.

1949 yılında İran’ın Tebriz şehrinde doğdu. Resme olan büyük tutkusu Hacı İslamiyan`ın yanında pekişti. İngiltere’de Oxford, Paris’te Osmanlı’nın Kuruluşunun 700. Yılı etkinlikleri kapsamında, Los Angeles Fullerton’da (California State Art University) ve New York’da sergiler açtı. Hayatta olup da eserleri müzayedelerde satışa sunulan ender sanatçılardan olan Yakup Cem, bir süre Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi`nde öğretim üyeliği de yapmıştır. Sanatçı, son yıllarda çalışmalarını Amerika’da sürdürmektedir.

Detaylar
Lot: 4 » Tablo

YAKUP CEM (1949)

"Fatih Sultan Mehmed Han”

İmzalı. Tuval üzeri yağlıboya.
Sanatçının nadir ele geçen yüksek kıymete sahip koleksiyonluk eserlerindendir.

Provenans: Özel Koleksiyon

Ölçüler: 41 x 30 cm.

1949 yılında İran’ın Tebriz şehrinde doğdu. Resme olan büyük tutkusu Hacı İslamiyan`ın yanında pekişti. İngiltere’de Oxford, Paris’te Osmanlı’nın Kuruluşunun 700. Yılı etkinlikleri kapsamında, Los Angeles Fullerton’da (California State Art University) ve New York’da sergiler açtı. Hayatta olup da eserleri müzayedelerde satışa sunulan ender sanatçılardan olan Yakup Cem, bir süre Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi`nde öğretim üyeliği de yapmıştır. Sanatçı, son yıllarda çalışmalarını Amerika’da sürdürmektedir.

Detaylar
Lot: 7 » Mücevher

OSMANLI 19.YÜZYIL “TREMBLEUSE” ELMAS KAKMA ALTIN BROŞ

19.Yüzyıl. Osmanlı. Trembleuse (titrek) tarzda imal edilmiş. Altın montür üzeri elmas kakma, yakut ve zümrütlerle zenginleştirilmiş. Kallavi ebatlarda. Orijinal muhafazası ile birlikte. Osmanlı Mücevher Sanatı’nın yüksek kıymette seçkin ve koleksiyonluk bir örneğidir.

Referans: Osmanlı Saray Mücevheri / Gül İrepoğlu

Ölçüler: 6.5 x 12 cm.
Ağırlık: 37 gr.

Osmanlı İmparatorluğu’nun gelişmesi ve zenginleşmesi ile mücevhercilik giderek önem kazanmış ve İstanbul dünyanın önemli mücevher üretim merkezlerinden biri olmuştur. Bu dönemde, imparatorluğa yeni katılan bölge ve ülkelerde yaşayan toplumların birikimleri de eklendiğinden, kuyumculuk ürünlerinin çeşitlerinde belirgin bir artış olmuştur. Osmanlı topraklarında yaşamış çok sayıda etnik kimliklerin kültürünü ve binlerce yıllık uygarlıkların izlerini taşıyan Osmanlı kuyumculuğu, bu uygarlıklardan esinlenerek kendi özgün takılarını üretmiştir. Osmanlı Sarayı’nda çeşitli hizmet erbabı sınıflar mevcut olup bunlardan biri de “Ehl-i Hiref denilen sanatkârlar zümresiydi. Bunlar arasında yer alan kuyumcular Topkapı Sarayı'nın Orta Kapısı ile Akağalar Kapısı arasında kalan “Bîrun” denilen bölümde yaşamaktaydılar. Âmirlerine kuyumcu başı denirdi. Kuyumcular, devşirmelerin kabiliyetlilerinden yetiştirilirdi.  Ehl-i hiref teşkilâtında kuyumculukla uğraşan pek çok ustanın ve çeşitli bölüklerin yer aldığı belgelerden anlaşılmaktadır ki, bunların başında altın işçiliği yapan "Zergerân" bölüğü gelmektedir. Yeşim, necef ve maden eserler üzerine altın kakmacılığı yapanlara "Zernişâni", taş yontucu ve işlemecilere "Hakkâkân", taşa foya yapanlara ise "Foyager" denilmekteydi.

Detaylar
Lot: 9 » Mücevher

OSMANLI 19.YÜZYIL “VICTORIAN” ELMAS KAKMA ALTIN BROŞ

19.Yüzyıl. Osmanlı. Victorian stilinde tasarlanmış. Altın montür üzeri elmas kakma. Kallavi ebatlarda. Orijinal muhafazası ile birlikte. Osmanlı Mücevher Sanatı’nın seçkin ve koleksiyonluk bir örneğidir.

Referans: Osmanlı Saray Mücevheri / Gül İrepoğlu

Ölçüler: 6.5 x 10.5 cm.
Ağırlık: 40 gr.

Osmanlı İmparatorluğu’nun gelişmesi ve zenginleşmesi ile mücevhercilik giderek önem kazanmış ve İstanbul dünyanın önemli mücevher üretim merkezlerinden biri olmuştur. Bu dönemde, imparatorluğa yeni katılan bölge ve ülkelerde yaşayan toplumların birikimleri de eklendiğinden, kuyumculuk ürünlerinin çeşitlerinde belirgin bir artış olmuştur. Osmanlı topraklarında yaşamış çok sayıda etnik kimliklerin kültürünü ve binlerce yıllık uygarlıkların izlerini taşıyan Osmanlı kuyumculuğu, bu uygarlıklardan esinlenerek kendi özgün takılarını üretmiştir. Osmanlı Sarayı’nda çeşitli hizmet erbabı sınıflar mevcut olup bunlardan biri de “Ehl-i Hiref denilen sanatkârlar zümresiydi. Bunlar arasında yer alan kuyumcular Topkapı Sarayı'nın Orta Kapısı ile Akağalar Kapısı arasında kalan “Bîrun” denilen bölümde yaşamaktaydılar. Âmirlerine kuyumcu başı denirdi. Kuyumcular, devşirmelerin kabiliyetlilerinden yetiştirilirdi.  Ehl-i hiref teşkilâtında kuyumculukla uğraşan pek çok ustanın ve çeşitli bölüklerin yer aldığı belgelerden anlaşılmaktadır ki, bunların başında altın işçiliği yapan "Zergerân" bölüğü gelmektedir. Yeşim, necef ve maden eserler üzerine altın kakmacılığı yapanlara "Zernişâni", taş yontucu ve işlemecilere "Hakkâkân", taşa foya yapanlara ise "Foyager" denilmekteydi.

Detaylar
Lot: 11 » Tombak

OSMANLI 19.YÜZYIL TOMBAK KÖRÜKLÜ FENER

19.Yüzyıl. Osmanlı. İstanbul işi. Bakırdan dövme tekniği ile imal edilmiş altın ve cıva amalgamı ile tombaklanmış. Kazıma (grave) ve kabartma (repoussé) tekniği ile stilize tezyinatlı. Kabaralı ve ajurlu yuvarlak gövdeye sahip. Kapaklı, taşıma kulplu, asma kancalı ve bez körüklü, körüğü yenilenmiş. Tek mumluklu haznesi mevcut. Türk Maden Sanatı’nın günümüze kadar eksiksiz ve yüksek kondisyonda ulaşmış seçkin ve koleksiyonluk bir örneğidir.

Referans: Tombak - Altından Süzülen Zarafet / Yapı Kredi Yayınları, 2018

Çap: 27.5 cm.

Tombak, altın-cıva karışımı ile kaplanmış bakır ve bakır alaşımı eşyanın genel adıdır. Altın ve gümüşün özelliği cıva içinde çözülebilmeleri yani sıvılaşabilmeleridir. Bu, cıva ile altın karışımı sıvıya amalgam denir. Bu özellikten yararlanılarak gerçekleştirilen yaldızlama ya da Osmanlıca adıyla tombaklama tekniği ile çok sağlam ve düzgün bir kaplama elde edildiği için günümüze kadar kullanılmıştır. Tombaklama yapmak için cam veya porselen bir kabın içinde cıva ve çok ince kıyılmış 24 ayar altın karıştırılır. Bu karışım ahşap bir çubukla karıştırılarak, altının cıva içinde tümüyle çözülmesi yani sıvılaşması sağlanır. Daha sonra ince bir tülbentle süzülen sıvı alaşım yani amalgam kullanıma hazır hale gelmiştir. Altın kaplanacak eşyanın yüzeyi bütün oksit ve kirlerden temizlenip kurutulur. Tombak yapılacak yüzeye bir fırça, mantar parçası veya bez tampon ile amalgam yedirilerek sürülür. Tombaklanmış eşya, küllenmekte olan odun kömürü ateşi üzerine konularak veya düşük ısıda fırınlanarak civanın uçması sağlanır. (Bu safhada buharlaşan civanın solunması son derece tehlikelidir ve geçmişte bu mesleği yapan kişilerde hayati sorunlara yol açmıştır, ustasını öldüren sanat diye bahsedilir) Geriye kalan altın, yüzeye iyice sızmış ve yapışmış olduğundan kaplama oldukça kalitelidir.

Detaylar
Lot: 12 » Tombak

OSMANLI 19.YÜZYIL TOMBAK KAPAKLI SAHAN

19.Yüzyıl. Osmanlı. İstanbul işi. Bakırdan dövme tekniği ile imal edilmiş altın ve cıva amalgamı ile tombaklanmış. Kazıma (grave) ve kalemişi tekniği ile stilize tezyinatlı. Türk Maden Sanatı’nın yüksek kıymette nadir ve koleksiyonluk örneğidir.

Referans: Tombak - Altından Süzülen Zarafet / Yapı Kredi Yayınları, 2018

Ölçüler: 11.5 x 15 cm.

Tombak, altın-cıva karışımı ile kaplanmış bakır ve bakır alaşımı eşyanın genel adıdır. Altın ve gümüşün özelliği cıva içinde çözülebilmeleri yani sıvılaşabilmeleridir. Bu, cıva ile altın karışımı sıvıya amalgam denir. Bu özellikten yararlanılarak gerçekleştirilen yaldızlama ya da Osmanlıca adıyla tombaklama tekniği ile çok sağlam ve düzgün bir kaplama elde edildiği için günümüze kadar kullanılmıştır. Tombaklama yapmak için cam veya porselen bir kabın içinde cıva ve çok ince kıyılmış 24 ayar altın karıştırılır. Bu karışım ahşap bir çubukla karıştırılarak, altının cıva içinde tümüyle çözülmesi yani sıvılaşması sağlanır. Daha sonra ince bir tülbentle süzülen sıvı alaşım yani amalgam kullanıma hazır hale gelmiştir. Altın kaplanacak eşyanın yüzeyi bütün oksit ve kirlerden temizlenip kurutulur. Tombak yapılacak yüzeye bir fırça, mantar parçası veya bez tampon ile amalgam yedirilerek sürülür. Tombaklanmış eşya, küllenmekte olan odun kömürü ateşi üzerine konularak veya düşük ısıda fırınlanarak civanın uçması sağlanır. (Bu safhada buharlaşan civanın solunması son derece tehlikelidir ve geçmişte bu mesleği yapan kişilerde hayati sorunlara yol açmıştır, ustasını öldüren sanat diye bahsedilir) Geriye kalan altın, yüzeye iyice sızmış ve yapışmış olduğundan kaplama oldukça kalitelidir.

Detaylar
Lot: 13 » Tombak

OSMANLI 19.YÜZYIL TOMBAK İBRİK

19.Yüzyıl. Osmanlı. İstanbul işi. Bakırdan dövme tekniği ile imal edilmiş altın ve cıva amalgamı ile tombaklanmış. Oval düz tabanlı, şişkin ve basık gövdeli, dar uzun boyunlu, boynu üç boğumlu. Kıvrık uzun imbikli ve kulplu. Kubbesel kapaklı, kapak tutamağı kozalak formunda. Kazıma (grave) tekniği ile stilize floral tezyinatlı. Türk Maden Sanatı’nın seçkin ve koleksiyonluk bir örneğidir.

Referans: Tombak - Altından Süzülen Zarafet / Yapı Kredi Yayınları, 2018

Ölçüler: 32 x 18 cm.

Tombak, altın-cıva karışımı ile kaplanmış bakır ve bakır alaşımı eşyanın genel adıdır. Altın ve gümüşün özelliği cıva içinde çözülebilmeleri yani sıvılaşabilmeleridir. Bu, cıva ile altın karışımı sıvıya amalgam denir. Bu özellikten yararlanılarak gerçekleştirilen yaldızlama ya da Osmanlıca adıyla tombaklama tekniği ile çok sağlam ve düzgün bir kaplama elde edildiği için günümüze kadar kullanılmıştır. Tombaklama yapmak için cam veya porselen bir kabın içinde cıva ve çok ince kıyılmış 24 ayar altın karıştırılır. Bu karışım ahşap bir çubukla karıştırılarak, altının cıva içinde tümüyle çözülmesi yani sıvılaşması sağlanır. Daha sonra ince bir tülbentle süzülen sıvı alaşım yani amalgam kullanıma hazır hale gelmiştir. Altın kaplanacak eşyanın yüzeyi bütün oksit ve kirlerden temizlenip kurutulur. Tombak yapılacak yüzeye bir fırça, mantar parçası veya bez tampon ile amalgam yedirilerek sürülür. Tombaklanmış eşya, küllenmekte olan odun kömürü ateşi üzerine konularak veya düşük ısıda fırınlanarak civanın uçması sağlanır. (Bu safhada buharlaşan civanın solunması son derece tehlikelidir ve geçmişte bu mesleği yapan kişilerde hayati sorunlara yol açmıştır, ustasını öldüren sanat diye bahsedilir) Geriye kalan altın, yüzeye iyice sızmış ve yapışmış olduğundan kaplama oldukça kalitelidir.

Detaylar
Lot: 19 » Gümüş

SULTAN II.MAHMUD HAN TUĞRALI GÜMÜŞ USTA DAMGALI BATTAL DİVİT

1808-1839 tarih aralığı. Eski Türkçe (Osmanlıca) ile “Amel-i Vehbî” usta damgalı. Cübbe kolunun içinde yani yende taşınan tip kol diviti, battal boy. Kapağı yakut taş montürlü, altın vermeyli.

Referans: Eserin, usta damgası "Osmanlı Gümüş Damgaları / Garo Kürkman" kitabının 109.sayfasında, tuğrası ise 45.sayfasında yer almaktadır.

Ölçüler: 3.5 x 27 x 6 cm.
Ağırlık: 445 gr.

Divit, genellikle silindir biçimli bir kalemdan ile bir hokkadan oluşan yazı takımıdır. Kolay taşınması için kalemdan ve hokka birbirine bağlı olarak tasarlanmıştır. Hattatlar ve katipler divitlerini bellerine sardıkları kuşağın içinde taşırlar, kaymasın diye de “divit şiltesi” denen genelde deriden yapılan bir kılıf içine koyarlardı. Divitlerde hokka kalemdanın alt bölümüne dışarıdan bakıldığında görülmeyecek biçimli vidalı olarak yerleştirilir ya da üst bölümün kenarına perçinlenirdi. Divitler boy ve özelliklerine göre başlıca “hattat diviti”, “kâtip diviti” ve “kassam diviti” olarak üçe ayrılır. Birçok malzemeden yapılmış olan divitler mevcut olsa da abanoz, fildişi ve altından olanlarına son derece nadir tesadüf edilir. Divit sanatkarlarına “Devati” denilir. Divit yapımı hayli ustalık ve emek isteyen zor bir sanat dalıdır. Evliya Çelebi (1611-1682) divitçi esnafına ait dükkânların Beyazıt’ta kağıtçılar içinde bulunduğunu nakletmiştir. “Devati”ler / Divitçiler, Süleymaniye Camii avlu duvarı önünde boydan boya sıralanmış kırka yakın dükkânda ve bir kısmı da Üsküdar’da bugün Arakıyeci Hacı Cafer Mahallesi adını taşıyan yerde 1900 başlarına kadar faaliyetlerini sürdürmüşlerdir.

Detaylar
önceki
Sayfaya Git: / 13
sonraki