• Vazgeç
    Filtrele
Filtrele

MÜZELİK ve KOLEKSİYONLUK ESERLER MÜZAYEDESİ | 27

Sayın koleksiyoner ve sanatseverler eserlere pey vermek ve "Online Canlı Müzayede"ye katılmak için web sitemiz üzerinden üye olunuz. İlgilendiğiniz eserler ile ilgili olarak +90 538 833 1391 no'lu telefondan randevu oluşturabilir, The RITZ-CARLTON Residence'daki adresimizde eserleri yakından inceleyebilir ve uzmanlardan bilgi alabilirsiniz.

Müzayedemizde uygulanan komisyon oranı %15, KDV oranı ise %18'dir. Ödeme süresi müzayede bitiminden sonra 7 (yedi) iş günüdür, ödemelerde o günkü "TC Merkez Bankası" döviz kuru esas alınır. Açık arttırma sonrası "SATIŞ İPTALİ, CAYMA HAKKI, veya ALIMDAN VAZGEÇME" söz konusu değildir, cezai şart olarak %30 aracılık hizmeti uygulanır.

Müzayedelerimizde beğeniye sunulan tüm eserler konusunun en değerli uzman ve otoriteleri tarafından ekspertiz edilmekte, ayrıca Türk ve İslam Eserleri Müzesi, Topkapı Sarayı Müzesi, Ayasofya Müzesi, Türbeler Müzesi, Vakıflar ve Askeri Müze uzmanları tarafından incelenerek onaylanmaktadır.

Lot: 8 » Gümüş

AVUSTURYA 19.YÜZYIL MURASSA GÜMÜŞ MAHFAZA

“Hermann Ratzersdorfer”

19.Yüzyıl. Avusturya, Viyana. Gümüş imalat ve garanti damgalı, “Hermann Ratzersdorfer” usta imzalı. Murassa, firuze ve yarı değerli (kök yakut) taşlar ile bezeli, zengin altın vermeyli. Rokoko üslubunda repoussé (kabartma), grave (kazıma) ve kalemişi teknikleri kullanılarak imal edilmiş stilize dekorlu basık ve şişkin dilimli gövde ile kubbemsi kapaktan oluşmakta. Yüksek kıymette ele geçmesi zor, estetik harikası koleksiyonluk eserdir.

Ölçüler: 5 x 7 cm.
Ağırlık: 47 gr.

Hermann Ratzersdorfer 1817'de doğdu. 14 Aralık 1843'te usta bir gümüşçü olarak kendi markasını yarattı. İki yıl sonra, 1845 Viyana Ticaret Fuarı'nda eserlerini sergiledi. 1851 Londra Sergisi'nde "Rokoko Galanterie Waaren" ürünlerini sergiledi ve madalya kazandı. 1855 Paris Sergisi'nde de madalya kazandı. Hermann Ratzersdorfer usta bir gümüşçü, kuyumcu, emaye ustası ve kaya kristali heykeltıraşı olarak öne çıktı. 1873 Viyana Dünya Sergisi'nde kendisine onur diploması verildi.

Detaylar
Lot: 19 » Tombak

OSMANLI 18.YÜZYIL TOMBAK İBRİK

18.Yüzyıl. Osmanlı. Günümüze ulaşmış nadir örneklerden olan eser bakırdan dövme tekniği ile imal edilmiş, altın ve cıva amalgamı ile tombaklanmış. Şişkin gövdeli, geniş tabanlı, dar uzun boyunlu, bilezikli, emzikli, kulplu ve kapaklı. Aplike kulbu bir hilal motifi ile neticelendirilmiş. Müstesna eserin yüzeyi yalın işçiliğe sahip olup tombağı yüksek kondisyondadır. Benzerleri müze koleksiyonlarında yer alan Türk Maden Sanatı’nın yüksek kıymette ele geçmez bir örneğidir.

Referans: Tombak Altından Süzülen Zarafet / Yapı Kredi Yayınları

Ölçüler: 23 x 12 cm.

18. yüzyılda ekonomik nedenlerle altın ve gümüş eserlerin yapımının azalması, altın görünümlü tombakların çoğalmasına neden olmuştur. Tombak, altın-cıva karışımı ile kaplanmış bakır ve bakır alaşımı eşyanın genel adıdır. Osmanlı maden sanatında bakır ve bakır alaşımı pirinç, günlük yaşamda ve dinsel yapılarda kullanılan eşyalarda, askeri teçhizatta, mimari süsleme elemanlarında yaygın kullanım alanı bulmuştur. Osmanlı maden sanatının erken dönemine ait örnekler askeri teçhizattır. 15. yüzyılda form ve süslemelerde Memlûk etkisi görülürken, 16. yüzyıl başlarında klasik Osmanlı üslubu şekillenmiştir. Altın ve gümüşün bir özelliği de cıva içinde çözülebilmeleri yani sıvılaşabilmeleridir. Bu, cıva ile altın karışımı sıvıya amalgam denir. Bu özellikten yararlanılarak gerçekleştirilen yaldızlama ya da Osmanlıca adıyla tombaklama tekniği ile çok sağlam ve düzgün bir kaplama elde edildiği için günümüze kadar kullanılmıştır. Tombaklama yapmak için “cam veya porselen bir kabın içinde” cıva ve çok ince kıyılmış 24 ayar altın karıştırılır. Bu karışım “ahşap bir çubukla” karıştırılarak, altının cıva içinde tümüyle çözülmesi yani sıvılaşması sağlanır. Daha sonra ince bir tülbentle süzülen sıvı alaşım yani amalgam kullanıma hazır hale gelmiştir. Altın kaplanacak eşyanın yüzeyi bütün oksit ve kirlerden temizlenip kurutulur. Tombak yapılacak yüzeye bir fırça, mantar parçası veya bez tampon ile amalgam yedirilerek sürülür. Tombaklanmış eşya, “küllenmekte olan odun kömürü ateşi” üzerine konularak veya düşük ısıda fırınlanarak civanın uçması sağlanır. (Bu safhada buharlaşan civanın solunması son derece tehlikelidir ve geçmişte bu mesleği yapan kişilerde hayati sorunlara yol açmıştır. Bu nedenle ustalık isteyen ve incelikleri olan bir sanattır) Geriye kalan altın yüzeye iyice sızmış ve yapışmış olduğundan, kaplama oldukça kalitelidir.

Detaylar
Lot: 20 » Tombak

OSMANLI 19.YÜZYIL TOMBAK KINA TASI

19.Yüzyıl. Osmanlı. İstanbul işi. Bakırdan dövme tekniği ile yayvan yuvarlak formlu ve yüksek kenarlı olarak imal edilmiş, altın ve cıva amalgamı ile tombaklanmış. Kalemişi, kazıma (grave) ve kabartma (repoussé) teknikleri kullanılarak Osmanlı Rokokosu üslubunda tezyinatlı. Türk Maden Sanatı’nın son derece estetik ve koleksiyonluk bir örneğidir.

Referans: Tombak Altından Süzülen Zarafet / Yapı Kredi Yayınları

Çap:15 cm.

18. yüzyılda ekonomik nedenlerle altın ve gümüş eserlerin yapımının azalması, altın görünümlü tombakların çoğalmasına neden olmuştur. Tombak, altın-cıva karışımı ile kaplanmış bakır ve bakır alaşımı eşyanın genel adıdır. Osmanlı maden sanatında bakır ve bakır alaşımı pirinç, günlük yaşamda ve dinsel yapılarda kullanılan eşyalarda, askeri teçhizatta, mimari süsleme elemanlarında yaygın kullanım alanı bulmuştur. Osmanlı maden sanatının erken dönemine ait örnekler askeri teçhizattır. 15. yüzyılda form ve süslemelerde Memlûk etkisi görülürken, 16. yüzyıl başlarında klasik Osmanlı üslubu şekillenmiştir. Altın ve gümüşün bir özelliği de cıva içinde çözülebilmeleri yani sıvılaşabilmeleridir. Bu, cıva ile altın karışımı sıvıya amalgam denir. Bu özellikten yararlanılarak gerçekleştirilen yaldızlama ya da Osmanlıca adıyla tombaklama tekniği ile çok sağlam ve düzgün bir kaplama elde edildiği için günümüze kadar kullanılmıştır. Tombaklama yapmak için “cam veya porselen bir kabın içinde” cıva ve çok ince kıyılmış 24 ayar altın karıştırılır. Bu karışım “ahşap bir çubukla” karıştırılarak, altının cıva içinde tümüyle çözülmesi yani sıvılaşması sağlanır. Daha sonra ince bir tülbentle süzülen sıvı alaşım yani amalgam kullanıma hazır hale gelmiştir. Altın kaplanacak eşyanın yüzeyi bütün oksit ve kirlerden temizlenip kurutulur. Tombak yapılacak yüzeye bir fırça, mantar parçası veya bez tampon ile amalgam yedirilerek sürülür. Tombaklanmış eşya, “küllenmekte olan odun kömürü ateşi” üzerine konularak veya düşük ısıda fırınlanarak civanın uçması sağlanır. (Bu safhada buharlaşan civanın solunması son derece tehlikelidir ve geçmişte bu mesleği yapan kişilerde hayati sorunlara yol açmıştır. Bu nedenle ustalık isteyen ve incelikleri olan bir sanattır) Geriye kalan altın yüzeye iyice sızmış ve yapışmış olduğundan, kaplama oldukça kalitelidir.

Detaylar
Lot: 21 » Tombak

OSMANLI 19.YÜZYIL (DAMGALI) TOMBAK SAKIZLIK

19.Yüzyıl. Osmanlı. İstanbul işi. Eski Türkçe damgalı. Bakırdan dövme tekniği ile imal edilmiş altın ve cıva amalgamı ile tombaklanmış. Dairesel yüksek halka tabanlı, silindirik gövdeli, yuvarlak ağızlı ve menteşeli kubbe kapaklı, kapak tutamağı tomurcuk formunda. Kalemişi ve kazıma (grave) tekniği ile stilize kabak çiçekleri ile floral tezyinatlı. Tombağı yüksek kondisyonda günümüze kadar ulaşmış, Türk Maden Sanatı’nın seçkin ve koleksiyonluk bir örneğidir.

Referans: Tombak Altından Süzülen Zarafet / Yapı Kredi Yayınları

Ölçüler: 12 x 7.5 cm.

18. yüzyılda ekonomik nedenlerle altın ve gümüş eserlerin yapımının azalması, altın görünümlü tombakların çoğalmasına neden olmuştur. Tombak, altın-cıva karışımı ile kaplanmış bakır ve bakır alaşımı eşyanın genel adıdır. Osmanlı maden sanatında bakır ve bakır alaşımı pirinç, günlük yaşamda ve dinsel yapılarda kullanılan eşyalarda, askeri teçhizatta, mimari süsleme elemanlarında yaygın kullanım alanı bulmuştur. Osmanlı maden sanatının erken dönemine ait örnekler askeri teçhizattır. 15. yüzyılda form ve süslemelerde Memlûk etkisi görülürken, 16. yüzyıl başlarında klasik Osmanlı üslubu şekillenmiştir. Altın ve gümüşün bir özelliği de cıva içinde çözülebilmeleri yani sıvılaşabilmeleridir. Bu, cıva ile altın karışımı sıvıya amalgam denir. Bu özellikten yararlanılarak gerçekleştirilen yaldızlama ya da Osmanlıca adıyla tombaklama tekniği ile çok sağlam ve düzgün bir kaplama elde edildiği için günümüze kadar kullanılmıştır. Tombaklama yapmak için “cam veya porselen bir kabın içinde” cıva ve çok ince kıyılmış 24 ayar altın karıştırılır. Bu karışım “ahşap bir çubukla” karıştırılarak, altının cıva içinde tümüyle çözülmesi yani sıvılaşması sağlanır. Daha sonra ince bir tülbentle süzülen sıvı alaşım yani amalgam kullanıma hazır hale gelmiştir. Altın kaplanacak eşyanın yüzeyi bütün oksit ve kirlerden temizlenip kurutulur. Tombak yapılacak yüzeye bir fırça, mantar parçası veya bez tampon ile amalgam yedirilerek sürülür. Tombaklanmış eşya, “küllenmekte olan odun kömürü ateşi” üzerine konularak veya düşük ısıda fırınlanarak civanın uçması sağlanır. (Bu safhada buharlaşan civanın solunması son derece tehlikelidir ve geçmişte bu mesleği yapan kişilerde hayati sorunlara yol açmıştır. Bu nedenle ustalık isteyen ve incelikleri olan bir sanattır) Geriye kalan altın yüzeye iyice sızmış ve yapışmış olduğundan, kaplama oldukça kalitelidir.

Detaylar
önceki
Sayfaya Git: / 11
sonraki